Diyabetik ayakta karıncalanma, diyabet tanısı olan bireylerde sık karşılaşılan ve genellikle sinir hasarına işaret eden bir şikayettir. Aynı bireylerde diyabetik ayakta uyuşma hissi de karıncalanmaya eşlik edebilir. Bu belirtiler diyabetik ayak izleminin önemli bir parçasını oluşturur ve düzenli takip gerektirir.
Diyabetik ayakta karıncalanma, uzun süreli yüksek kan şekerinin ayaklardaki küçük sinir liflerini etkilemesi sonucu ortaya çıkan bir belirtidir. Bu duruma diyabetik periferik nöropati denir. Sinirlerdeki hasar önce ayak parmaklarında ve tabanda başlar, zamanla yukarı doğru ilerleyebilir.
Nöropati aşamalı bir seyir izler. Önce titreşim ve ısı algısı etkilenir, ardından dokunma duyusu azalır, ilerleyen dönemde ise koruyucu his tamamen kaybolabilir. Bu son durum “koruyucu duyu kaybı” (LOPS) olarak adlandırılır ve diyabetik ayakta karıncalanma şikayeti olan bireylerde ayakta oluşabilecek bir yaranın fark edilmesini zorlaştırdığı için izlem açısından önemli bir eşik kabul edilir.
Diyabetik ayakta uyuşma, karıncalanmayla birlikte veya tek başına ortaya çıkabilen bir başka sık şikayettir. Uyuşma hissinin altında genellikle şu mekanizmalar yer alır:
Diyabetik ayakta uyuşma şikayeti, karıncalanmaya göre daha ileri bir duyu kaybını işaret edebilir; bu nedenle uyuşma hissinin süreklilik kazanması durumunda değerlendirmenin gecikmeden yapılması önerilir.
Diyabetik ayakta karıncalanma ile birlikte görülebilen belirtiler şunlardır:
Bu belirtilerin sürmesi durumunda, diyabetik ayak belirtileri ve erken tanının önemi başlıklı yazımızda konu daha geniş ele alınmıştır.
Diyabetik ayakta karıncalanma ve diyabetik ayakta uyuşma tek bir nedene bağlı olmayabilir. Öne çıkan etkenler şu şekildedir:
Bu etkenlerin birden çoğu aynı bireyde bir arada bulunabilir, bu nedenle şikayetin kaynağının ayrım edilmesi bir sağlık profesyoneli tarafından yapılmalıdır.
Karıncalanmanın tek ayakta veya vücudun bir tarafında daha belirgin olması, sinir hasarının o bölgede daha erken başlamış olabileceğini düşündürebilir. Sol ayakta karıncalanma şikayeti bazı bireylerde bası, duruş bozukluğu veya lokal dolaşım farklılıklarıyla da ilişkili olabilir. Şikayet çift taraflı ise genellikle diyabete bağlı simetrik nöropatiyi düşündürürken, tek taraflı diyabetik ayakta karıncalanma şikayetleri bel veya bacak kaynaklı sinir baskısı ile de ilişkili olabilir. Bu ayrımın yapılması değerlendirme sürecinin önemli bir aşamasıdır.
Uluslararası Diyabetik Ayak Çalışma Grubu (IWGDF) kılavuzlarına göre, koruyucu duyu kaybı bulunan bireylerin ayak ülseri gelişimi açısından daha yüksek risk grubunda değerlendirilmesi önerilir. Başlıca diyabetik ayak risk faktörleri şu şekilde sıralanabilir:
IWGDF kılavuzları, diyabetli bireyleri dört risk grubuna ayıran bir sınıflama önermektedir. Nöropati ve periferik arter hastalığı bulgusu olmayan kişiler risk 0 grubunda değerlendirilir ve yılda bir kez taranması önerilir. Koruyucu duyu kaybı veya periferik arter hastalığından yalnızca biri bulunan kişiler risk 1 grubunda yer alır ve 6-12 ayda bir izlem önerilir. Bu iki bulgunun birlikte bulunduğu ya da ayak deformitesi eklenen kişiler risk 2 grubuna girer ve 3-6 ayda bir değerlendirme önerilir. Geçmişte ayak yarası veya alt ekstremite ampütasyonu öyküsü bulunan kişiler ise risk 3 grubunda kabul edilir ve 1-3 ayda bir izlem önerilir.
Bu sınıflama, diyabetik ayakta karıncalanma ve diyabetik ayakta uyuşma şikayeti olan bireylerin neden düzenli aralıklarla değerlendirilmesi gerektiğini açıklayan bir çerçeve sunmaktadır.

Diyabetik ayak sürecinin başlangıcı genellikle fark edilmeyen küçük belirtilerle seyreder. Bu dönemde önerilen uygulamalar şunlardır:
Diyabetik ayakta uyuşma nasıl geçer sorusunun tek bir yanıtı yoktur; bu, altta yatan nedene ve kan şekeri düzeninin ne ölçüde sağlandığına bağlıdır. Erken dönemde fark edilip düzenli izlem sağlandığında diyabetik ayakta karıncalanma ve uyuşma şikayetlerinde azalma görülebilir. İlerlemiş sinir hasarında ise tam düzelme her zaman mümkün olmayabilir; bu durumda amaç şikayetin ilerlemesini yavaşlatmak ve ayakta oluşabilecek yaraları önceden fark edebilmektir. Bu değerlendirme mutlaka bir sağlık profesyoneli tarafından yapılmalıdır.
Diyabetik ayakta karıncalanma nasıl iyileşir sorusu sıkça gündeme gelir. Bu süreç tek bir uygulamadan değil, birbirini tamamlayan bir izlem bütününden oluşur:
Bu içerik herhangi bir tanı veya tedavi önerisi taşımaz; bireyin durumu yalnızca bir sağlık profesyoneli tarafından değerlendirilebilir.
Yara bakımı ve diyabetik ayak izlemi kapsamında yapılan değerlendirmede; duyu muayenesi, nabız kontrolü, cilt bütünlüğünün incelenmesi ve risk sınıflamasının belirlenmesi yer alır. Diyabetik ayakta karıncalanma ve uyuşma taramasında sıkça kullanılan yöntemler arasında 10 gramlık monofilament testi, vibrasyon duyusunun değerlendirilmesi ve Ipswich dokunma testi bulunur. Monofilament veya diyapazon bulunmadığı durumlarda, ayak parmak uçlarına parmakla birkaç saniye hafifçe dokunularak basit bir dokunma değerlendirmesi de yapılabilir.
Bu yöntemlerin düzenli aralıklarla uygulanması, risk altındaki bireylerin erken belirlenmesine katkı sağlar. Değerlendirme sonucunda bireyin hangi risk grubunda yer aldığı belirlenir ve buna göre izlem sıklığı planlanır; gerekli görülen durumlarda kişi ilgili hekime yönlendirilir.
Aşağıdaki durumların varlığında değerlendirmenin gecikmeden yapılması önerilir:
Bu bulgulardan herhangi biri varlığında, bireyin ilgili hekime yönlendirilmesi gerekir.
Uzun süreli yüksek kan şekeri, ayaklardaki sinir liflerini etkileyerek his kaybına ve uyuşma hissine yol açabilir. Buna diyabetik periferik nöropati denir.
Evet, diyabete bağlı sinir hasarı karıncalanma, iğnelenme ve yanma hissi şeklinde şikayetlere neden olabilir. Bu şikayetler genellikle ayak parmaklarından başlar.
Sinir hasarının yanı sıra dolaşım bozukluğu, vitamin eksikliği veya uzun süre aynı pozisyonda kalma gibi etkenler de karıncalanmaya neden olabilir. Şikayet devam ediyorsa değerlendirme önerilir.
Kan şekerinin uzun süre yüksek seyretmesi sinir dokusunu etkileyerek karıncalanma hissini artırabilir. Kan şekeri düzeninin sağlanması bu açıdan önem taşır.
Erken dönemde fark edilip kan şekeri düzeni sağlandığında şikayetlerde azalma görülebilir; ancak ilerlemiş sinir hasarında tam düzelme her zaman mümkün olmayabilir.
Karıncalanma, koruyucu his kaybının bir işareti olabilir ve bu durum ayakta oluşabilecek yaraların fark edilmesini geciktirebilir. Bu nedenle düzenli izlem önerilir.
Kaynaklar
İçerik, yara bakımı ve diyabetik ayak izlemi alanında çalışan Uzm. Yara Bakım Hemşiresi Ömer Faruk Atalay tarafından hazırlanmıştır. Yazar; EWMA, Yara Ostomi İnkontinans Hemşireleri Derneği (Eğitim Komisyonu üyesi), Diyabet Hemşireliği Derneği ve Yara Bakım ve Doku Onarımı Derneği üyesidir. Ayrıntılı bilgi için hakkımızda sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Sitedeki bilgiler tanı ve tedavi amaçlı değildir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize veya ilgili sağlık profesyoneline başvurunuz.
Ayak sağlığınızla ilgili sorularınız için iletişim sayfamızdan veya 0540 078 00 47 numaralı telefondan bize ulaşabilirsiniz.